Efendim bir önceki postumda da belirttiğim gibi Efes Pilsen Blog Yazarı olma yolunda bir adım daha ilerleyip finale katılma hakkı kazanmıştım.
Final neydi? 8 Mayıs Cumartesi günü Blog Ödülleri töreni sırasında Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesislerinde, Efes Pilsen standında, kamera karşısında kendimizi kısaca tanıtmak... (saat onda köşe başında çin lokantasında... tarzı bir cümle oldu bu hafiften...)
Kendi kendime yaptığım röportajda açıkça kendimi kısaca tanıtamayacağımı belirten ben bu durum karşısında biraz panik oldum. Tabi önce sevinç geldi. Çünkü finale kalmıştım. Sonrasında şüphe doğdu içime. Bodrum'dan İstanbul'a işten izin alıp nasıl gidecektim? Ve o sırada bir aydır görmediğim erkek arkadaşım Bodrum'da olacaktı...İki hafta kalacak olmasına rağmen bu duruma ne tepki gösterecekti? Ve son olarak da az önce belirttiğim panik hali oluştu.
Kısaca başta daha çok sevinmem gerekirken karmaşık ruh halleri içerisine girdim. Neyse daha fazla uzatmaya gerek yok. Sonuçta herşey bir şekilde halloldu ve ben 8 Mayıs Cumartesi günü Faruk Ilgaz Tesislerinde kamera karşısında, sanırım yaklaşık üç dakika falan kadar kendimi tanıtmak için ta Bodrum'dan İstanbul'a geldim.
Dönüşü aynı gün olan uçağımı kaçırdım çünkü Sabiha Gökçen'den kalkacak sandığım uçak aslında Atatürk Havalanından kalkıyormuş. Bu bu macera sırasında başıma gelen tek aksilik değildi ama ayrıntılara girmeye gerek yok yine. Zaten yeterince uzadı şimdiden..
Sonuç olarak herşeyden hala çok memnunum. İyi ki katılmışım yarışmaya, iyi ki gitmişim finale...çünkü şimdi de 29 Mayıs Cumartesi günü Maçka Küçükçiftlik Parkı'nda ikincisi düzenlenen Miller Freshtival'a davetliyim.

Şimdi ne yalan söyleyeyim; çıkan gruplardan
Mika ve
Sakin dışında bildiğim, daha önce dinlemişliğim olanı yoktu. Fakat Mika'yı çok severim. Ne zaman eğlenceli birşeyler dinlemek istesem kendisine sığınırım. Hatta bir ara, Mika'nın da ilk çıkış parçası olan 'Grace Kelly'nin sözleri Facebook profilimin 'Hakkımda' kısmını süslerdi. Sakin de takdir ettiğim nadir Türk gruplardandır.
Fakat diğer grupları bilmediğimden ve bu festivale katılacağıma göre daha bilinçli ve iyi vakit
Grooveshark 'tan hemen kendime bir
Miller Freshtival playlist yaptım. Yeni grup ve müziklere aç kaldığım bu dönemde, tam da benim müzik tarzıma uygun alternatif gruplarla tanışmış olmanın ve bunları canlı dinleyeceğimi biliyor olmanın verdiği mutlulukla, Mika,
The Ravoenettes,
Prins Thomas,
The Phenomenal Hand Clap Band'li playlist'imi dinliyorum.
Kısaca bahsetmek gerekirse The Ravenoettes elektronik, trip-hop, alternatif ağırlıklı fakat daha çok kendine has bir tarzı olan müzikler yapan Danimarkalı bir grup.
The Phenomenal Hand Clap Band'in tarzını tanımlamak biraz daha zor. Sekiz kişiden oluşan bu grup adının çağrıştırdığının aksine sadece sahneye çıkıp el çırparak melodi/müzik yapmıyor. Çok kompleks, geniş bir yelpazeye sahip ve bence çok başarılı, benim müzik zevkime kesinlikle hitap eden bir tarzları var. Tabi müzik anlatılarak değil dinlenerek daha iyi anlaşılır. O yüzden myspace sayfalarına uğramanız tavsiye edilir.
Prins Thomas da pshychedelic, rock, progressive karışımı "space disco" olarak tanımlanan bir tarza sahip. Tarzın isminden de anlaşılacağı gibi eğlenceli vakit garantilidir.
Kısaca birbirinden eğlenceli ve başarılı grupları ağırlayacak bu festivale gitmeniz şiddetle tavsiye edilir. Gidecek olanlara şimdiden iyi eğlenceler.