16 Nisan 2010 Cuma

Efes Pilsen, Sanat, Spor, Blog ve AyDi

Merhaba Sevgili Okuyucu!

Karşınızda Efes Pilsen Blog Yazarı olmak isteyen AyDi! Neden kendisinin bu iş için en uygun kişi olduğunu göstermek için kendine kendine bir röportaj yapacak şimdi...Amaç bu AyDi kişisini en iyi şekilde tanımak ve röportaj nasıl yapılıyormuş göstermek ;)

Soru Soran AyDi: Merhaba AyDi... Okuyucularımızın kim olduğu hakkında bir fikri olmadığına göre sizi kısaca bir tanıyalım önce..

Cevap Veren AyDi: Beni kısaca tanıyamazsınız. Kimse kısaca tanınmaz zaten kanımca. Böyle soru mu olur? Bak soruyu soran ben oldum şimdi.

SSA: Tamam, sinirlenmeyin. O zaman direkt asıl konuya geçelim ve neden Efes Pilsen Blog Yazarı olmak istediğinizi ve neden bu iş için en uygun kişi olduğunuzu soralım. Bu soruyu beğendiniz mi?

CVA: Çok beğendim! Neden Efes Pilsen Blog Yazarı olmak istediğim sorusunun cevabı gayet basit. Zaten eminim ki bu yarışma... tam olarak yarışma değil aslında... ama neyse anladınız siz... bu yarışmaya katılan herkesin cevabı aynı olacaktır: Zaten blog yazıyor olan - hatta blog bile yazmayan- kim Efes Pilsenle çalışmak, konserlere gitmek, sahne arkasında gruplar ve sanatçılarla röportaj yapmak, spor karşılaşmalarına gitmek, bol bol seyahat etmek istemez. Yazı yazma kısmı zaten bütün bloggerların yaptığı birşey. Ama kişisel olarak konuşmak gerekirse ben de konserler, filmler, kitaplar, albümler hakkında yazı yazmayı severim. Daha önce hiç bir spor karşılaşmasıyla ilgili yazı yazmadım ama spor geçmişim ve spor izlemeyi ve yapmayı seven biri olarak bu işin de altından başarıyla kalkabileceğime inanıyorum.

SSA: Çok güzel. Valla neredeyse beni ikna ettiniz. Ama önemli olan bu değil. Ben zaten sizim. Siz bensiniz... Hafif şizofrenlik, kişilik bölünmesi var mı Sayın AyDi?

CVA: Renkli bir kişiliğe sahip olduğumu düşünmeyi tercih ediyorum.

SSA: Güzel cevap. Daha önceki soruma verdiğiniz cevapta spor geçmişiniz olduğundan bahsetmiştiniz. Bunu açabilir misiniz ve hangi sporları yapmayı ve izlemeyi daha çok seviyorsunuz?

CVA: 10 seneden fazla bir süre Galatasaray adına yüzdüm. Şimdi bundan uzun uzun bahsetmiyeceğim. Şöyle söyliyim; eğer Google'a "Ayşe Diker" (evet bu gerçek adım) yazarsanız zaten karşınıza direkt yüzme geçmişimle ilgili bir sürü internet sayfası çıkacaktır.

SSA: Röportajı okuyanların buna vakti olmayabilir...Bundan kısaca bahsedebilir misiniz?

CVA: Tamam o zaman. Bundan bahsedebilrim kısaca. Yüzdüğüm dönemde bir çok Türkiye rekoru ve hatta bir tane uluslararası rekor kırdım. 2000 Sydney Olimpiyatlarında, bir çok Avrupa ve Balkan yüzme şampiyonalarında Türkiye'yi temsil ettim vs. Çok uzatmaya gerek yok.

SSA: Anladım. Teşekkürler. Bir önceki sorumun diğer kısmının cevabını alalım.. Yapmayı, izlemeyi sevdiğiniz sporlar demiştik...

CVA: Tabi ki... Efendim, şimdi şöyle; ben yüzmeye başlamadan önce karate, basket ve tenisi de denedim. Zaten basket oynamayı da severim. Profesyonel olarak oynamayan bir kız olarak oldukça iyi olduğumu söyleyebilirim. En azından karpuzlama atmıyorum topu, arada steps yapsamda sektirmeyi falan becerebiliyorum :) Tenisi pek beceremedim ama... İzlemeyi sevdiğim sporlarsa yine basket, tenis, atletizm, jimnastik ve tabiki yüzme.

Bunların dışında bir kere İstanbuldaki 2005 UEFA kupası finalinde ve yine 2005 İstanbul F1'de çalışmıştım. Tamamen alakasız oldu ama zevk aldığım işler olduğu için belirtmek istedim. :)

SSA: Sizi tanıdığım için soruyorum bu soruyu; baskette tuttuğunuz bir takım var mı?

CVA: Olma mı? Tabiki Efes. Şimdi yağ çekiyorum sanılmasın. Gerçekten küçüklüğümden beri baskette Efes taraftarıyımdır. Futbolda Galatasaraylı olsam da bir çok insanın aksine baskette de GS taraftarı değilim. İnandırmak için şöyle söyliyim isterseniz; Efes'te unutamadığım bir oyuncu vardır; Petar Naumoski (tamam isminin doğru yazılışı için Google'da arattım, itiraf ediyorum bunu :)). Umarım inandırabilmişimdir sevgili okuyucularımı...

Bunun dışında da NBA'de New Jersey Nets taraftarıyım. NBA maçlarını izlemeyi çok seviyorum. Hatta Amerika'da New York Knicks - Chicago Bulls maçına gitme şansım olmuştu 2006 senesinde. O sene iki takımda çok iyi olmamasına rağmen çok zevkli bir karşılaşma olmuştu. Gayet tatmin ve mutlu olmuştum bu şansa sahip olduğumdan dolayı. Hayatımdaki unutulmaz anılardan biridir.

SSA: Tamam. Beni yine ikna ettiniz, tabi ki... Madem Efes Pilsen Blog Yazarı olmak için bir şekilde müzikle de ilgili olmak ve konserler hakkında yazı yazabilmek için az-çok bir müzik bilgisine sahip olmak gerekiyor, bu konuyla ilgi-alakanız ne seviyededir öğrenebilir miyiz?

CVA: Müzik her zaman hayatımın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Çok geniş bir müzik zevkine sahip olduğumu söylebilirim...her ne kadar şu anda "favorite music" kısmında iki grup adı olmasına rağmen. Ama biri Ayreon; çok popüler olmayan, rock-opera, progressive tarzı müzik yapan bir grup- bununla ilgili blog yazılarım bile vardır "idsuga" blogumda, diğeri de electronic müziğin önde gelen isimlerinden Infected Mushroom. Çok fazla açıklama yapmama gerek yok bu konu hakkında sanırım. Yeni müzik türlerine, gruplara ve her konuda değişik deneyimlere açığımdır.

Şu ana kadar çok fazla konsere, festivale gitme fırsatım olmasa da kaçırdığım konserler yüzünden kafamı az duvarlara vurmadım. Mesela yine en sevdiğim gruplardan olan Muse'un konserlerini değişik sebeplerden dolayı tam dört kere kaçırmak hayatımda çok üzüldüğüm şeylerden biridir. Bunun dışında çok heveslenerek P!NK'in geçen sene Dublin'deki konseri için çok kasarak son anda bilet almıştım ama vize, pasaport işlemleri derken patlayıverdik. Bunun içinde doğal olarak çok üzülmüştüm. Verdiğim bilet parası için değil... Muhteşem bir konseri kaçırdığım için... Bilmiyorsanız söyliyim P!NK'in sahne şovu gibisi yoktur. Madonna, Beyonce vs.. b*k yemiş...

SSA: Müzik dışında, diğer sanat dallarıyla aranız nasıl?

CVA: Sanatçı bir aileden geliyorum. Hatta sülale bile denilebilir. Neredeyse herkes müzik, resim, fotoğraf, tasarım, mimarlık gibi sanatın çeşitli kollarıyla profesyonel veya amatör bir şekilde ilgilenir. Dolayısıyla ben de bütün bu sanat dalları hakkında fikir ve deneyim sahibiyim. Aslında özet olarak sanat genlerimde var desem abartmış olmam.

Kendim de resim yapmayı çok severim. Üniversite de seçmeli ders olarak almıştım. Bunun dışında da boş vakit buldukça, elime bir kağıt-kalem geçtikçe birşeyler karalamadan duramam.

SSA: Yine okuyucularımızın çok fazla vakti olmadığını göz önünde bulundurarak kısaca blogger'lık geçmişinizden, neden blog yazdığınızdan bahsedebilir misiniz? Size "kısaca bahsedebilir misiniz" derken tırsıyorum hafif....

CVA: Bu kadar korkunç bir insan değilim. Bazı şeyler kısaca anlatılır. Ama kişilik, hayat hikayesi anlatılmaz. Neyse... Sanırım yaklaşık bir buçuk-iki sene oldu blog yazmaya başlayalı düzenli olarak. Daha öncesi de var ama yarım yamalak.

Kafasında sürekli düşünceler uçuşan bir insanım ve bunları yazıya dökmeye çalıştığımda bir çoğu uçup gidiyor ve daha sakin ve yavaş düşünebiliyorum, bu da beni rahatlatıyor. Bunun dışında yazıyla kendimi daha iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum.

Daha önce de söylediğim gibi sinema, kitap, müzik albümleri hakkında bir çok blog yazmışımdır çünkü bu konularda fikirlerimi paylaşmayı severim. Birilerinin yazdığım konular hakkında bloguma geldiklerini görmek ve bu konuda yorum yapmaları, fikir paylaşımında bulunmaları çok hoşuma gidiyor.

Kısaca yazı yazmayı seviyorum ve bu konuda hiç bir zaman zorluk çekmedim. Zaten üniversitede de gazetecilik okuduğum için "profesyonel" olarak da bu konuda yeterli tecrübem olduğuna inanıyorum.

SSA: Peki AyDi Hanım. Benim anladığım kadarıyla Efes Pilsen Blog Yazarı olmak için aranılan her türlü ilgi alanında deneyim ve ilgi sahibisiniz.

Röportaj için çok teşekkür ederim. Umarım Efes Pilsen Blog Yazarı olabilirsiniz.

CVA: Doğrudur.

Ben teşekkür ederim bu fırsatı bana tanıdığınız için.

Amin. :)

1 yorum: